Ana içeriğe atla

Alternatif Turizm Önerisi


Turizm firmalarından biri o yıl çok farklı bir organizasyon düşünmüştü. Zaten azalan turist sayısı, döviz kurunun yükselmesi, yurt dışındaki ülkelerde de meydana gelenekonomik sıkıntılar nedeniyle, önümüzdeki yılın turizm açısından çok da verimli olmayacağı görüşü hakimdi. Bunun üzerine bir de bakanın da turizmi geliştirmek için uykuya dalıp rüya bekler vaziyette olması işin vahametini tümden artırıyordu. Ve turizmciler proje peşindeydiler.
İşte bir turizm firması yarışma başlatmış en iyi projeyi sunan kişiye, 2 kişilik tatil hediyesini de ortaya koymuştu. Hem de 5 yıldızlı bir otelde, hiçbir masraf yapmamak üzere. Hatta cüzi miktarda da olsa cep harçlığı vereceğini bile açıklamıştı. Yeter ki bir çözüm üretelim düşüncesi vardı. AR-GE Mühendisleri de gece gündüz çalışıyor ama ortaya koydukları düşüncelerin hiçbiri beğenilmiyordu. Birkaçı denenmiş ama sonuç alınamamıştı. Umutsuzluk her geçen gün artıyordu.
Turizm Proje Yarışması deva ediyor, her gün onlarca posta ve e-posta geliyor ancak ne yazık ki hiçbiri derde deva olamıyordu.
Bir yandan da yurt dışındaki acentelerle toplantılar sürüyordu. Türkiye’deki turizm krizi demek yurt dışındaki acenteler için de kriz demekti.
Her toplantıda onlar şunu söylüyordu: Ülkenizi yanlış tanıttınız. Hep olumsuz olaylarla ön plana çıktınız. Deniz dersen her yerde var, Güneş dersen her yerde var. Sonuçta bir farklılık olmadığı sürece bu sıkıntılar sürecektir.
Türk yetkililer hak veriyor, ancak elinden bir şey gelmediği için de üzüntü yaşıyordu. Bu arada gelen bir mektup dikkat çekmişti. Yarışma kuralları arasında e-posta veya Word dokümanı çıktısı olacak şartına rağmen, el yazısıyla yazılmış bir proje vardı. Bu duruma kurulun canı sıkıldı, doğrudan elemeyi düşündü ama kurulda yer alan emekli bir profesör, yine de okuyalım önerisini sundu. Kuruldaki diğer üyeler, sırf profesörün hatırına istemeye istemeye okumayı kabul etti. Projeyi incelemeye koyuldular.
Şaşkınlık içerisindeydiler. Projenin temelindeki önerisi, turistleri kampa almak idi. Ve uzun uzun anlatmıştı proje sahibi. Mektupta şunları yazmıştı,
“Deniz, güneş, kumsal, tarihi eserler var. Yurt dışında özellikle ABD ve Avrupa ülkelerinde yaşayan birçok insan tatil denilince, kendine değişiklik arıyor. Hayatı boyunca unutamayacağı farklı olayları yaşamak istiyor. Bu yüzden de ne yaparsanız yapın, turistleri getiremezsiniz. Her geçen gün de kaybınız daha da artar.
İngiltere ve Almanya’da heyecan treni ile bilinmeyen bir yere gezi yapılınca katılan sayısı azımsanmayacak seviyede. İçeriğinin çok fazla belirtilmesine de gerek yok o yüzden. Sadece kamp diyebilirsiniz. Kuralları sıralarsınız, dikkat çekecektir.
Mektubunda şunlara değiniyordu, proje sahibi.
a) Turistleri bir merkezde toplayın. İstanbul olabilir, Anadolu’da bir şehir olabilir.
b) Orayı gezdirin ve tanıtın.
c) Daha önceden belirlediğiniz, giriş kapısında nöbetçi olan, etrafı tellerle örtülü bir yere götürün.
d) Burada cep telefonu ve radyo dahil tüm elektronik cihazları yasaklayın.
e) Programı 75 günlük veya 150 günlük olarak düzenleyin.
f) Aşçıyı, bilgisayarcıyı, kaynakçıyı, depocuyu, jeneratörcüyü, berberi, terziyi, kendi aralarından seçmelerini isteyin. Kendileri dışında personel olmadığını söyleyin.
g) Temizliği ve bulaşığı ortak olarak yapmalarını isteyin. Kişisel temizliği kendilerinin yapacağını ve çamaşırı ise kendilerinin yıkayacağını belirtin.
h) Günde en az 3 veya canınızın istediği kadar toplayın, sıraya dizin. Sağa sola dön  deyin ve sayın. Kaçmasınlar diye.
i) İçlerinden birini başkan seçin. Sayma işini o yapsın.
j) Hastalandıklarında ise 1 gün önceden randevu almalarını önerin.
k) Her birini özel odalar yerine, 35-40 kişilik odalara yatırın. Odalara klima koymayın.
l) Belli saatlerde spor yaptırın, TV seyrettirin.
m) Bir de kantin açın. Molalarda alışveriş sorunu yaşamamaları için.
n) Bir de üzerinde manken resimleri olan takvim ve rakamların yazdığı kart verin. Her geçen gün işaretlemelerini söyleyin.
o) Yatma saatini gece 10, kalkma saatini ise sabah 5 olarak belirleyin. Her günü birini yattıkları yere nöbetçi yapın.
p) Boş vakitlerinde tanışıp kaynaşmalarına fırsat verin.
Göreceksiniz, böyle yaptığınızda Türkiye’yi hiç unutmayacak ve her yıl bu etkinliğe katılmak isteyecek.
Doğayla iç içe, tüm işlerin kendileri tarafından yapıldığı, ruhlarının zenginleştirildiği, doya doya yorulabilecekleri bir ortam.
Bu ortam teknolojiden arındırıldığı için stres de o denli az olacağı için akıllarında silinmeyecektir.
Ve her yıl böyle bir ortamı yeniden yaşamak isteyeceklerdir. Bu ortam sayesinde cep telefonsuzluğu güzelliğini, hasreti ve daha birçok şeyi öğrenecekler.
Uygulayın göreceksiniz. ”
Askerimiz kendince, içinde bulunduğu ortamı bir turizm faaliyeti gibi gördüğü için bu mektubu göndermişti. Ama bu mektup kurulun kafasını çok karıştırmış, acaba böyle bir faaliyet düzenlesek mi diye düşünmeye başlamıştı…   

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Usta Birliği

Usta Acemi Akçakale'de.. Güya ustabirliğine geldik. Hala acemiyiz. Acemi gel-git. Otları temizle, servis aç. Her ne kadar ilk 2 gün sürekli televizyon izleyerek geçse de, acemisin acemi… İlk göz ağrımda güzel gelişmeler de oldu. Bileti olduğum Yazıcı Fatih harika bir insan ve dost. (Bilet: Asker dilinde, teskeresine az kalan kişinin yerine geçecek kişiye verilen isim. Gelir gelmez biletimi istemiş olmasından, bunun böyle olduğunu anladım.) Ayrıca ilk kez bir revirciyle iyi anlaştık. Hemşerim Selim (Abi) yaşlarımız aynı ama, o kel, daha yaşlı duruyor.  Panik atak yine başıma bela. Yan tarlaya yangın sıçradı, ben bir şey yapamadım. Adam yani komutan tembellik yapıyorum sandı, enseme vurdu. Beni anlayınca ise özür dilemek amacıyla olsa gerek daha iyi davranmaya başladı. Bu askerlik bitene kadar panik atağımı yeneceğim, başka çaresi yok. Sinirlerim boşaldı, gözümden yaşlar döküldü. Uzmanın verdiği sigara değil de, hasret gözyaşları beni bana getirdi. Tam her şeye ve...

KAYSERİ-İSTANBUL YOLCULUĞU ANILARI

27 Mart 2003 Saat 23.15, 23:00 otobüsü için bilet almış olmama rağmen, halen yola çıkabilmiş değiliz. Aslında gidegele buna da alışıyor insan. Hem, neyimiz tam zamanında ki?!.. Yine asi yanım tutmasın. Sonuçta bu toplum içinde yaşıyoruz. Ayrıca ben bu satırları yazana kadar otobüs de harekete geçti bile... Saat 23:16. Kayseri'den yola çıktık. Yolumuz açık olsun, Allah kazasız belasız bir yolculuk versin. Sonuçta hayatın kendisi bir yolculuk değil mi? Acaba nereye gidiyoruz, bir de bu belli olsa... Ne çok mutlu olacağım. Ama belki de hayatın anlamlı olmasını sağlayan da hayatın sürprizleri olsa gerek. Tarihte 27 Mart'ta ne oldu bilemiyorum ama HT Tarihinde çok şey oldu. Bugün bir devrim gerçekleşti. Ve her devrimde olduğu gibi, deviren de devrildi belki ama, bataklığı dolduran tank misali, benden sonrasına huzurlu bir ortam bırakabilmenin mutluluğu yaşadım. Sonra Saadettin Tantan'a, Erkan Mumcu'ya, Adnan Kahveci'ye hak vermekten kendimi alamadım. Çetelerle uğraş...