Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Alternatif Turizm Önerisi

Turizm firmalarından biri o yıl çok farklı bir organizasyon düşünmüştü. Zaten azalan turist sayısı, döviz kurunun yükselmesi, yurt dışındaki ülkelerde de meydana gelenekonomik sıkıntılar nedeniyle, önümüzdeki yılın turizm açısından çok da verimli olmayacağı görüşü hakimdi. Bunun üzerine bir de bakanın da turizmi geliştirmek için uykuya dalıp rüya bekler vaziyette olması işin vahametini tümden artırıyordu. Ve turizmciler proje peşindeydiler. İşte bir turizm firması yarışma başlatmış en iyi projeyi sunan kişiye, 2 kişilik tatil hediyesini de ortaya koymuştu. Hem de 5 yıldızlı bir otelde, hiçbir masraf yapmamak üzere. Hatta cüzi miktarda da olsa cep harçlığı vereceğini bile açıklamıştı. Yeter ki bir çözüm üretelim düşüncesi vardı. AR-GE Mühendisleri de gece gündüz çalışıyor ama ortaya koydukları düşüncelerin hiçbiri beğenilmiyordu. Birkaçı denenmiş ama sonuç alınamamıştı. Umutsuzluk her geçen gün artıyordu. Turizm Proje Yarışması deva ediyor, her gün onlarca posta ve e-posta geliyor...
En son yayınlar

HAVA SICAKTI...

Hava sıcaktı. Hem de çok sıcak. Ortalıkta köpekler vardı. Bu gözler bu kadar köpeği hiçbir arada görmemişti. Karşıda saman yığını ve küçük çocuklar, tel örgülerin ardından bir şeyler söyleyip duruyordu. Önce anlamadı, ne dediklerini. Ama sonra su ve ekmek istediklerini fark etti. Yardımseverlik duygularıyla ekmek vermek istedi, su şişesini doldurdu ama beklemediği bir tepkiyle karşıyaydı. YASAK!... Gün öğlen olduğunda, herkes acıkmış, yemek ihtiyacı ortaya çıkmıştı. 20 kişilik gruptan, 3-5 kişi ortada idi ve bir yandan da “Hadi” naraları atan insanlar gözlemleniyordu. Karavanalarla yemek  getirilmiş, masalara servis açılmış, ancak hadi naraları kesilmemişti. Sanki sadece “Hadi” demekle görevli bir grup var diye düşünmeye başlamışken, bu çağrıya cevap veren grup, kediler ve köpekler olmuştu. Çaresiz yemeği bu hayvanlarla birlikte yiyeceğim diye aklından geçirdi, gençliğini geride bırakmış adam. Yemek duası için beklerken, bir de bakmış yemeğin yarısı bile yenilmiş. Gittiği b...

USTA BİRLİĞİ ANILARI-I

Askerimiz acemi birliğinin akabinde 1 haftalık dağıtım izninin ardından usta birliğini yapmak üzere Şanlıurfa’ya gidecekti. Usta birliği ne demek bilmeyen askerimiz, dağıtım izniyle ilgili duygu ve düşüncelerini şu şekilde aktarıyor. Biz de o zamanki duygu ve düşüncelerini aktarırken kullandığı cümleleri hiç değiştirmeden sizinle paylaşıyoruz.: Özgürlük güzeldi. En güzeli de eşim ve kızımla zaman geçirmekti. Kızımı daha şimdiden özledim, eşimi de.. Ama, hasret bir aşkın koruna gelen rüzgar gibi. Ateşi körüklüyor,  güçlendiriyor. Ben de zaten sevdiğimi biliyordum ama, başka bir duygu işte. Şanlıurfa seyahati olaylı başladı. Saat 23.00 yerine gündüz 11.00 bileti almışım. Akrabalara da gece 11 demiştim. Oysa gece otobüsü 00.00’daymış. Ama bu da iyi oldu. Biletimi değiştirdiler. 1 saat daha kazandım. Kızımla biraz daha vakit geçirecek olmak ne güzel. Sanki Azrail ile pazarlık gibi bir şey. 1 saati daha ailemle birlikte geçirdim. Herkes çok üşüdü ama ben onlarla beraber olmaktan...

Usta Birliği

Usta Acemi Akçakale'de.. Güya ustabirliğine geldik. Hala acemiyiz. Acemi gel-git. Otları temizle, servis aç. Her ne kadar ilk 2 gün sürekli televizyon izleyerek geçse de, acemisin acemi… İlk göz ağrımda güzel gelişmeler de oldu. Bileti olduğum Yazıcı Fatih harika bir insan ve dost. (Bilet: Asker dilinde, teskeresine az kalan kişinin yerine geçecek kişiye verilen isim. Gelir gelmez biletimi istemiş olmasından, bunun böyle olduğunu anladım.) Ayrıca ilk kez bir revirciyle iyi anlaştık. Hemşerim Selim (Abi) yaşlarımız aynı ama, o kel, daha yaşlı duruyor.  Panik atak yine başıma bela. Yan tarlaya yangın sıçradı, ben bir şey yapamadım. Adam yani komutan tembellik yapıyorum sandı, enseme vurdu. Beni anlayınca ise özür dilemek amacıyla olsa gerek daha iyi davranmaya başladı. Bu askerlik bitene kadar panik atağımı yeneceğim, başka çaresi yok. Sinirlerim boşaldı, gözümden yaşlar döküldü. Uzmanın verdiği sigara değil de, hasret gözyaşları beni bana getirdi. Tam her şeye ve...

Tatil ve Ben..

Yıllar sonra adam akıllı bir tatil yapmanın mutluluğunu yaşıyorum. İletişimden olabildiğince uzak, ailemle birlikte, denizi seyrederken çayımı veya kahvemi yudumlayabildiğim ilk aktivitem. Bunları yaparken, daha rahat bir şekilde düşünebilmek, ayrıca projelerimi gözümün önünden geçirebilmek çok güzel. İlk defa bu kadar uzun süreyle e-maillerime bakmadım. Aslında  1-2 e-mail dışında pek de önemli bir ileti yok. Cevap bekleyen sorular yok. Demek ki, işlere bu denli kendini kaptırmak da çok doğru değil. İşkolik olmayı bir maharet sayan veya öyle gösteren bir milletiz. Bunun sağlığımıza ne denli zararı olduğunu hiç düşünmüyoruz. Neyse ki, yıllar sonra da olsa, bunu anlayabilenlerden oldum. Mühim olan işleri düzenli ve programlı yapabilmek. Sürekli başında olmak zorunda olduğumuz işte düzenin kurulduğunu pek söylemek mümkün değil. O yüzden ben de işlerimi revizyondan geçirirken, hep bunu kendime fısıldıyordum. Bu fısıltılar işe yaramış demek ki… Evde yalnız başına geçirdiğ...

İSTANBUL ANILARI (Megabayt Programı-STV)

STV'de yayınlanmakta olan Megabayt Programına katılmak üzere, Kayseri'den İstanbul'a yaptığım seyahat anılarım... Kent turizm yetkilileri yüzünden kağıt-kaleme devam ve karar : bir daha kullanma. Çünkü laptop kullanmaya izin vermiyor. Acaba hiç düşündüler mi, dizüstü bilgisayar niye var? Dizin durmak için ve diziniz neredeyse dizüstü bilgisayarınız orada durur. Laptoplar , işadamları , eğitimciler, yazarlar, diplomatlar otobüs veya uçakta iken bile teknolojiden mahrum kalmasın diye icat edilmişler. Ama kent çalışanı bunu bilmiyor herhalde ; yada bilgisayarı açmayı bile bilmeyen insanlar çekemediler o yüzden kapattırdılar.Neyse, çok canım sıkıldı. Bu bir yem olacak ama yakında. Sinirim yatıştığı zaman . şimdi duygusal olmak istemiyorum. Fazla yorum yapmayacağım .Neyse İstanbul’a dönelim. Öncelikle, banada hatırlatıcı olması açısından diye attım ki yazmadan duramayacağım - ben sinir oldum. Bu defa da şinekerimiş bardakta su verdi. Bunların hepsi kent’e gidecek Tabi ki la...

KAYSERİ-İSTANBUL YOLCULUĞU ANILARI

27 Mart 2003 Saat 23.15, 23:00 otobüsü için bilet almış olmama rağmen, halen yola çıkabilmiş değiliz. Aslında gidegele buna da alışıyor insan. Hem, neyimiz tam zamanında ki?!.. Yine asi yanım tutmasın. Sonuçta bu toplum içinde yaşıyoruz. Ayrıca ben bu satırları yazana kadar otobüs de harekete geçti bile... Saat 23:16. Kayseri'den yola çıktık. Yolumuz açık olsun, Allah kazasız belasız bir yolculuk versin. Sonuçta hayatın kendisi bir yolculuk değil mi? Acaba nereye gidiyoruz, bir de bu belli olsa... Ne çok mutlu olacağım. Ama belki de hayatın anlamlı olmasını sağlayan da hayatın sürprizleri olsa gerek. Tarihte 27 Mart'ta ne oldu bilemiyorum ama HT Tarihinde çok şey oldu. Bugün bir devrim gerçekleşti. Ve her devrimde olduğu gibi, deviren de devrildi belki ama, bataklığı dolduran tank misali, benden sonrasına huzurlu bir ortam bırakabilmenin mutluluğu yaşadım. Sonra Saadettin Tantan'a, Erkan Mumcu'ya, Adnan Kahveci'ye hak vermekten kendimi alamadım. Çetelerle uğraş...